Arazi/ bina vergilerinde dava imkanı için son günler

7566 sayılı Kanun ile “2025 yılında 2026 yılı için takdir edilen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri dikkate alınarak Kanunun 29 uncu maddesine göre 2026 yılı için hesaplanan bina ve arazi vergi değerleri, 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki kat fazlasını geçemeyeceği” öngörülmüş­tü. Hazine ve Maliye Bakanlığı bu yasal dü­zenlemeyi, 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin bina ve arazi vergi değerlerini birbiriyle karşılaş­tırarak “2026 yılına ilişkin bina ve arazi vergi değerleri olarak, 2025 yılında uygulanan ver­gi değerlerinin iki kat fazlası esas alınması” şeklinde yorumladı (89 seri no’lu EVK-GT).

Bakanlık bunu yaparken, 2026 yılı için ilan edilen bina m2 normal inşaat maliyet bedel­lerini değiştirmedi; bunları 2026 yılı vergi değeri hesabına aynen dahil etti. 7566 sayı­lı Kanun (7566 SK) ile getirilen sınırlamayı, 2026 yılı bina ve arazi vergi değerinin, 2025 yılı vergi değerinin iki kat fazlasını aşmaması şeklinde uyguladı. Dolayısıyla, takdir komis­yonu kararlarının varlığını koruduğunu zım­nen kabul etti.

2026 yılı arazi vergisi ile bina vergisinde sorunlu konular

Mayıs ayının sonuna kadar ilk taksidi ödenmesi gereken arazi ve bina vergilerinde hukuka uygunluk tartışmaları sona ermemiş­tir. Durum, gelecek yıllarda ödenecek vergile­ri de etkilemektedir.

Sadece 2026 yılı vergi değerine odaklanıl­dığında, yargı önüne götürülmesi gereken başlıklar şu şekilde sıralanabilir:

1 Yasayla getirilen üst sınırı aşan takdir ko­misyonu kararlarının hukuki durumu be­lirsizdir. Takdir komisyonu kararlarına karşı açılan davalarda yargı “karar verilmesine yer olmadığı”na hükmetti; -bildiğimiz kadarıyla-takdir kararlarını iptal etmedi.

2 7566 SK ile getirilen üst sınır, idareye oto­matik olarak üç kat artış yetkisi verme­mektedir Vergi matrahının özellikle vergi­nin mali güçle orantılı olması ilkesi ile başta ölçülülük ilkesi olmak üzere mülkiyet hakkı­nın sınırlandırılmasında uyulması gereken anayasal ilkelere uygun şekilde belirlenmesi gerekir (AYM başvuru no: 2019/33855). Aksi yöndeki idari uygulamaların hukuka uygun­luğu tartışmalıdır.

3 Takdir yetkisi keyfi bir şekilde kullanı­lamaz; işlem gerekçesi açık, objektif ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmalıdır (Dan. VDDK E.2024/29). Üç kata varan artı­şı haklı kılacak somut bir nedene dayanma­yan artışlar, ciddi hukuka uygunluk sorunu doğurmaktadır. Somut tarhlarda; bölge ya­pısı, işyeri merkezlerine ve mesken yerlere uzaklık, ulaşım durumu, altyapı hizmetleri, imar planı durumu, bölgenin ekonomik de­ğeri gibi kriterlerden hangisinde değişiklik olduğuna dayanıldığı belirsizdir. Enflasyo­nun ve/veya emsal taşınmazlarda meydana gelen birim değer artışının üzerindeki artış­lar, oldukça sorunludur.

4 87 seri no’lu EVK-GT ile ilan edilen bina m2 normal inşaat maliyet bedelleri, ba­zı yapı türleri bakımından 2022 yılına göre 5 kat, 2024 yılına göre ise 1,5 kat civarında faz­ladır. Bu bedeller de bina vergi değerinin he­sabında dikkate alındıklarından, Anayasal sınırlara uygun şekilde artırılmaları ve böy­le yapıldığını gösteren idari işlem gerekçesi açık olmalıdır.

5 Bakanlığın yasadaki “2 kat fazlası” iba­resini “2025 yılı değerinin 3 katı” olarak yorumlaması, vergi hukukunda kanunilik ve belirlilik ilkeleri ile mükellef aleyhine geniş­letici yorum yasağı bakımından tartışmalı­dır. 7566 SK’da “2025 yılı değerine 2 katı ek­lenir”, “2025 yılı değerinin 3 katı esas alınır” veya “2025 yılı değerinin 3 katını geçemez” şeklinde bir ifade kullanmamıştır.

Dava açma

Emlak Vergisi Kanunu bina ve arazi vergi­lerinde tarhın mükellefe yazı ile bildirilme­sini öngörmektedir. Uygulamada bu yapıl­mayıp, mükellefler vergi borçlarını ödeme aşamasında öğrenmektedir. Yazılı bildirim yapılmamışsa, 2026 yılı tarhının fiilen öğre­nildiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün­lük dava açma süresi mevcuttur.

Asgari ölçüde arsa/arazi m2 birim değerle­ri ise Mayıs ayı sonuna kadar ilan edilmekte­dir. Sadece bunlar dava konusu yapılmak is­teniyorsa süre, ilan tarihini izleyen günden itibaren 30 gündür. Süre başlangıcı, hak ara­ma özgürlüğü temelinde mükellef lehine be­lirlenmelidir.